25 Ağustos 2010 Çarşamba

Aurelo ve Türk Futbolunda İspanya'nın Laneti

Dünyanın en iyi futboluna sahip olup o futbolu doğuran toprakların İspanya'yı reddetmesi bir ironi midir bilemedim ama bir kulüpten fazlası olmak için uğraşanların yaptıkları şu an için futbol sanatının en pahabiçilmez eseri.

Bu eserin temelinin atıldığı yerin dahil olduğu İspanya futbolu, Almanya'dan sonra bir devrimi gerçekletirip tarihte 2. kez bir Avrupa Şampiyonasından sonra Dünya Kupasını da kazandı. Kimileri bunu Xaviesta, kimileri ise olimpiyatlarla birlikte başlayan sportif kalkınma hamlesine bağladı ki bu çok daha mantıklı ve doğru.

İspanya'nın sportif başarısını sadece futbola hapsetmek pek çok gerçeği ıskalamak anlamına gelecek. Tenisten, basketbola, futboldan, atletizme pek çok branştaki başarının sırrı aynı. Doğru ve temelden yapılanma.

Pek futbolda Barcelona'nın bu kadar iyi olması La Liga'yı ne şekilde etkiliyor? Çünkü La Liga'dan ülkemize geçiş yapmış futbolcuların genel anlamda büyük bir hayal kırıklığı olduğu ortada. Öncelikle La Liga ile ilgili bir kaç bilgi verelim ve son sezondaki değişimi inceleyelim.

La Liga geçtiğimiz sezon 5 sezonluk ortalamasından oldukça saptı. La Liga'da geçen sezona kadar şampiyon olmak için maç başına 2,03 puan almanız gerekirken geçtiğimiz sezon bu sayı 2,56 ye kadar çıktı.

Küme düşme hattında ise geçen seneye kadar 5 senelik trend 1,052 puandı, ancak geçen sezon bu 0,97 puana kadar düştü. Bu değişim La Liga'nın İskoç Ligine benzemeye çalıştığına işaret ediyor bir bakıma.
Peki dünyanın izlemeye doyamadığı ligin ev sahibinden bizim ülkemize geçiş yapanlar neden başarılı olamıyor?
  • Juan Fran
  • Josico
  • Guiza
  • Guti Hernandez
Bu dört futbolcu -belki Josico hariç- Avrupa'nın en iyi liglerinden biri sayılan İspanya'dan hava limanına inerken onları bekleyen taraftarlar umut doluydu. Bu umudun çok kısa sürede hüzne dönüşmesinde ortak nokta teknik adamlar. - Guti'nin performası bu değerlendirmenin dışındadır.-
  • Del Bosque
  • Aragones
Bu 3 futbolcuyu ülkesinden koparıp İstanbul'a yalnızlık çekmemek için getiren teknik adamlar da İspanyol. Her teknik adamın kendi ülkesinden futbolcu istemesi normaldir ve anlaşılabilir. Kendi dilini bilen tercümana ihtiyaç duymadan düşündüklerini anlatabileceği bir oyuncuya sahip olma isteği lüks görülmemeli teknik adamlar için.

Futbolcuların başarısızlığı hocalarının sistem merakı ile doğrudan ilintili. Del Bosque ve Aragones Beşiktaş ve Fenerbahçe'ye oyuncu yapısına uymayan bir oyun yapısı oturtmaya çalıştılar. Bunun bir diğer örneği de şu anda topun ağzında olan Frank Rijkaard. Bu teknik adam da İspanya macerası sonrası Türkiye'de Galatasaray'a büyük bir devrim yapması umudu ile geldi ancak dönüşüm için gerekli malzemeleri tedarik edemediği için şu anda ligin 2. haftası olmasına rağmen en sıkıntılı hoca görüntüsünde.

İspanyol futbolunun orasına burasına bir şekilde bulaşmış ve sonrasında ülkemize gelen futbolcu ve teknik adamların başarısız olması oldukça şaşırtıcı. İspanya macerasından ülkemizde başarılı sayılabilecek 4 futbolcu hatırlıyorum. Biri Celta Vigo'dan gelen Haim Revivo, diğeri ise Real Sociedad macerasından sonra Galatasaray'a dönen Arif Erdem. Diğer iki futbolcu da UEFA kupası Galatasaray'ın her şeyi Hagi ve Popescu.

Onun dışında aklıma gelen Tayfun Korkut, İbrahim Kaş, Nihat Kahveci, Necati Ateş ve Ersen Martin gibi İspanya'ya giden ve dönüşünden sonra hayal kırıklığı yaratan oyuncular ile dolu ligimiz. Keza eskilerden Baliç de Real Madrid sonrası ülkemizde başarılı olamamıştı.

Büyütmek için resmin üstüne tıklayınız

İspanya deneyimli teknik adamların ortak noktası sistemde ısrar etmelerinin yanı sıra takımlarını kampa almamaları. Bunun son örneği şu anda Schuster yönetiminde Beşiktaş'ta yaşanıyor. İspanya'nın doğrularının Türk futbolunun yanlışları olması ne acı. Bu teknik adamların hepsi aynı düşünce ile yaklaşıyorlar futbolculara. İşine, para kazandığı yere saygı duyan profesyoneller. Oysa ki Türk futbolcusunun hayali Anadolu'dan İstanbul'a gelmek. Tuncay Şanlı'nın yurt dışında oynama isteği bize gerip geliyor. İspanyol spor devriminin belki de bunda etkisi büyük. Çünkü büyük bir yapılanma sonrasında değişen sadece alınan dereceler değil sporcuların spoara bakışı aynı zamanda.

Bunca başarısız örnek varken Aurello'nun Beşiktaş transferi nasıl değerlendirilmelidir bilemedim. Necip'ten süre çalacaksa sonuna kadar karşısındayım bu transferin ancak Ernst ve Necip'in yedeği olacak rotasyonda kullanılacaksa buyursun gelsin. "Türk arkadan vurmaz"ya o yüzden kendisine inanılmaz sevgi gösterilip, taraftarın sevgilisi olacağı söylendiyse yalan söylenmiş. Ama artık Beşiktaş taraftarı Beşiktaş'ın değerlerinden çok futbolcuların değerleri ile ilgilendiği için bu da geçer.

Unuttuğum, atladığım performanslar yahut transferler olabilir. Şimdiden affola. Buraya kadar okuyabildiyseniz tahammülünüze teşekkürler.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

İlk listede Josiko yok. Güzel çalışma olmuş gerçekten kabusmuş ispanya..

Levent Kömürkara dedi ki...

Güzel bir yazı olmuş ama bence Almanya'nın (katkısını bir kenara bırakırsak) lanetine kimse yaklaşamaz :)

Kerem Akbaş dedi ki...

Levent beğenmene sevindim ama İspanya'dan gelen de kötü, gidip gelende :) Almanya'ya gidip gelen bi Hami var benim hatırladığıö. Oda yine Allah ne verdiyse vuruyordu :)

Celal Erdem dedi ki...

Kerem çalışmaların güzel kovulcan yakında fakat!!!!
çok eksik var josico ve beşiktaşa yeni amakoçi olarak gelen Ohen ve o yıllarda gelen Del Soları unutmuşun
gidenlerde İlie Valencia ve Real betis Filipescu ile eski fenerbahçeli kocaelinden valencia fc ye giden sabin ilie var ... Daha da var da burda ezmeyeyim seni :) yinede güzel çalışma