6 Mart 2010 Cumartesi

"Su" Hayattır, Temizler..


Yılmaz Vural'ın Daum'un İstiklal Marşını söylemesi üzerinden yaptığı yorumlar basınımızda oldukça yer buldu. Daum'un İstiklal Marşına iştirak etmesini yalakalık gören Vural'ın yanıldığı nokta ise Daum'un ister istemez bunu ezberlediği gerçeğidir.

Herhalde Avrupa'da ülkesini en çok seven ulus biziz. Dünya iletişim dünyası ve haftada yaklaşık 10 farklı ülkenin liginden 40'a yakın karşılaşmayı takip etmek şansına sahibiz. Ne Almanlar, ne tek kelime başka dil konuşmadıkları için eleştrilen Fransızlar ne de kibirli İngilizler maçlarından önce milli marşlarını söylüyorlar.

Diyarbakır'daki maç öncesinde seramonide yaşananlar olacakların habercisi gibiydi. Ülkeye milli marşı armağan eden Mehmet Akif'in, Türkiye'den kilometrelerce uzaktaki kemikleri sızlamıştır. Belki mısraları ıslıklandığı için belki de...

Türkiye'de futbolun gerilim ve kaostan beslendiğini düşünenlerin sayısı hiç de az değil. Bu gerilim ve kaos "futbolun sadece bir oyun" olmaktan uzaklaşmasından ve ulaştığı geniş kitleleri yönlendirme aracı olarak en etkini olmasından güç alıyor.

Ligin ilk yarısında Bursa'da yaşananlara ne tepki verdiysek, Diyarbakır'da yaşananlara da daha azını vermek haksızlık olur. Bir tribün düşünün ki binlerce kişiyi içinde barındırıyor. Bu kişilerin siyasi görüşleri, hayata bakışları, ekonomik durumları birbirinden çok farklı. Sokakta birbirinden siyah ve beyaz kadar farklı olan bu kişiler tribünde tek vücud olup kin ve nefret haykırıyorlar.

Diyarbakır'da olanların sebebini sadece Diyarbakır'da mı aramalıyız? Ülke gerçeklerinin trübündeki tezahürü sadece stadı dolduran ve İstiklal Marşı'nı ıskılayanların suçu mudur? İnsanları yaftalayanların, sırf doğdukları yer orası diye o insanları ıskalayanların hiç mi suçu yok? Schindler'in Listesini izlerken duygulanabilen her insanın bu ülkede yaşananlar için oturup ağlaması gerekir.

Diyarbakır'da ki tribünleri anlamak, anlatmak oldukça zor.

Sahaya atılan su şişelerine gönderme yaparak "Maçın suyunu çıkardılar", "Sudan sebeplerle ertelenen maç" gibi başlıkları okuyorsunuz, okudunuz ya da okuyabilirsiniz. Ama unutmayın ki su hayattır. Diyarbakır taraftarı bunun için Diyarbakırspor üzerinden belki bir bedel ödeyecek ve bu bedel hiç hafif olmayacak ancak atılan sular bir bakıma bir yıkanma ve arınmaydı.

Her atılan su belki anı çirkinleştirse de farklı bir amaca hizmet etti ve gelecek için birşeyleri temizledi.

Bu ülkeyi sevip de ülkesinde ölemeyenlere selam olsun.

3 yorum:

sy dedi ki...

muazzam yazı. eline sağlık.

Zinedine Zidane dedi ki...

su aksın ve yolunu bulsun..güzel ve yalnız ülkemizde insanlarımız çatışmaktan ziyade futboldan keyif alır hale gelsin.

ena dedi ki...

Siyaset hayatın ayrılmaz bir parçasıdır demişlerdi bize.Herkes ayrı bir alan ve büyük bir mevzu sanır ama aslında hayatın ta içindedir ve her şeyde gösterir kendisini. Nedense hep çirkin yüzünü göstermesini sağlıyorlar bir şekilde... Keşke Vicdan da en az siyaset kadar yer alsa hayatımızda...

Ellerine sağlık abim. "İşte benim abim!" dedirten ellerin ve yüreğin dert görmesin.