30 Mayıs 2012 Çarşamba

İtibar Yönetimi:Avrupadan Men.


Alışılanın ve ülkemizdeki genel teamüllerin aksine Beşiktaş’ın 5 yıl süre ile ertelenen bir yıl Avrupa kupalarına gitmeme cezası, ağırlaştırılarak önümüzdeki sezon için uyguamaya alındı. Ayrıca Bursaspor ve Gaziantepspor’da bu süreçten bir yıl men ile çıktılar.

Bundan daha yakşalık bir ay önce çiçeği burnunda başkan Fikret Orman UEFA Disiplin Kuruluna savunma vermiş ve kabul edilebilir bir ceza almıştı. Ne olduysa bu süreçten sonra ajanslra düşen küçük bir haber ile oldu. Beşiktaş konusunda ki karara UEFA Disiplin Müffetişi itiraz etmişti.

UEFA uluslar arası kulüp organizasyonlarına katılacak takımlara bir lisans veriyor. Bu lisans sahibi kulüp Avrupa Kupalarında ülkesini temsil hakkını tescillemiş oluyor. Bu lisansta bir takım kriterler var. Sportif kiriterler, tesis yeterlilik kriterleri ve kabus gibi üzerimize çöken demek isterdim ancak yıllardır geliyorum diyen finansal kriterler. 

Bu finansal kriterler Finansal Fair Play kadar kapsamlı ve teknik bilgi gerektirmiyor. Nedir o kriterler?
  •  Devlete ve vergi otoritelerine vadesi geçmiş vergi borcu olmayacak.
  •  Diğer spor kulüplerine vadesi geçmiş futbolcu alışverişinden kaynaklı borç olmayacak.
  •  Hiç bir futbolcuya vadesi geçmiş borç olmayacak.
Bu süreçte yukarıda sayılan her madde Beşiktaş için geçerli.

Defalarca affedilmesine rağmen ödenmeyen prim borçları. Tabata ve İsmail Köybaşı transferlerinden dolayı Gaziantep Spor Kulübü Derneğinin Beşiktaş ve Yıldırım Demirören için başlattığı icra. Futbolcuların FIFA uyuşmazlık kurulundaki alacak arayışları.

Tüm bu sayıları mali tablolarda görmek mümkün. Ancak şirketlerin mali tabloları gerekli düzeltmelerin yapılması sonrasında yayınlanıyor. Hal böyle olunca Avrupa Kupalarında mücadele edecek tüm takımların mali tablolarını incelemek ve onlara lisans vermek için süre kalmıyor. Bu ksıtlı zamanı değerlendirmek adına UEFA bu bilgiler için kulüplerden beyan istiyor.

Beşiktaş yönetim kurulunda imza yetkisine sahip bir yetkili “Develte vadesi geçmiş borcumuz yoktur” yazıyor ve altını imzalıyor, keza diğer spor kulüpleri için de aynı yol izleniyor. Ancak iş futbolculara olan borca gelince iş orada değişiyor ve imzayı atması gereken futbolcu oluyor. Örneğin Fabian Ernst’in önüne üzerinde “Vadesi geçmiş alacağım yoktur” yazılı bir kağıt geliyor ve Ernst bunu imzalıyor. Peki neden imzalıyor orası muamma ancak hiç bir futbolcu bunu imzalamayıp zaten alamadığı parayı daha da riske atmak istemez. Daha sonra mali tablolara bir bakıyoruz ki Ernst FIFA’ya alacakları için başvurmuş.

Burada önemli olan UEFA  Müffetişinin Fikret Orman ve ekibinin savunmasından tatmin olmaması. Bu cezanın bir sonraki adımı transfer yasağı olabilir.

Asıl önemli kısım ise yalan beyan. Dediğimiz gibi lisans için verilen belgelerin yanlış ve yanıltıcı olduğu için ceza aldı Beşiktaş. Zaten bilgiler doğru olsaydı lisans alamayacak ve Avrupaya gidemeyecekti. Bu durumda yerel ligde sezonu Beşiktaş’ın altında bitiren kulübün kupalara gitme hakkı elinden alınmış oldu. Beşiktaş UEFA nezdinde yalancı konumuna düştü.

Beşitaş’ın son beş yıldaki toplam zararı 327milyon TL, bunu 84 milyon TL’si son dokuz ay içinde oluştu. UEFA’dan gelen men haberi ile hisseler %9 orannda değer kaybetti. Sosyal paylaşım sitelerinde taraftarlar, basın önünde yönetim kurulu üzüntülerini dile getirdi. Ancak Beşiktaş’ın bir günde bu pozisyona geldiğine inanmak saflık olur. Yıldırım Demirören’e açılacak davalardan bahsediliyor ancak unutmamak gerek ki Dernek başkanı olarak da AŞ Yönetim kurulu başkanı olarak da Yıldırım Demirören ibra edildi. Davanın sonuç getirmesi zor görünüyor. Ayrıca Beşiktaş’ın 400 milyon TL olan borcunun 100 milyon TL’si Yıldırım Demirören’e.

Beşiktaş bugüne kadar hep günü kurtaracak önemler aldı ve bu güne geldi.  “Yeter Yıldırım Demirören” tezahuratları “Şımart bizi başka, çıkart bizi baştan” pankartlarına evrildiği süreçte Quaresma transferini mali tablodan bağımsız düşünen, 10 milyon € maliyetin sadece forma satarak amorti edileceğini düşünen taraftar da en az Yıldırım Demirören kadar dahli yok mu bu işte?

Bu ceza sonrası alacakları karşılığında bedava takımdan ayrılmak isteyecek pek çok futbolcu olabilir.  Bu “Beşiktaş’ın çocuğu” olmayanlar gitsin diyerek geçiştirilecek birşey değildir. Profesyonel hayatta şirketlerin kar kadar önemsedikleri bir başka değer de “itibar” çünkü. Bazı firmalar “itibar yönetimi” için ciddi çalışmalar yapıyor ve önemli paralar harcıyor. Bir spor kulübü için ise sportif başarı karşısında kazanılan “itibar” maddi değeri peşinden sürüklüyor. Siz başarı kazandıkça itibarını artıyor, artan itibar size yeni taraftar, yeni taraftar size maddi güç sağlıyor. O yüzden bir spor kulübün “itibarını” en az maddi kaynakları kadar dikkatli yönetmesi gerekiyor.

Genel işletme biliminde şirketlerin sürekliliği esastır. Kişilerden, başkanlardan, yönetim kurulu üyelerinden bağımsız bir sürekliliği vardır. O yüzden bugün hayatını kulübe feda edenler de Beşiktaş’ı egolarına feda edenler de bu kulübün bünyesinden çıkmıştır. O yüzden reddi miras şansı yoktur ve tüm maddi ve manevi sorumluluğu bir başkandan bir diğer başkana geçer.

Aslında olayın bir de pozitif yönüne bakmak lazım. Artık gereksiz kamburlardan, fahiş ücretlerden, yüksek bedelli kiralardan kurtulma vakti. Avrupada olmayacak olmanın bazı operasyonları kolaylaştırıcı bir etkisi olacak.

Bir sezon Avrupada olmayacak Beşiktaş’ı forması ligde önümüzdeki sezon yine Avrupa’ya katılmayı zorlar.
Peki iyi bir projeksiyon ile Beşiktaş bu süreçte neler yapmalı.

  • Futbolculara ödenen ücret yarı yarıya azaltılmalı. Sezonun ilk dokuz ayında gelirlerin %70’i futbolcu maaşlarına gitti.
  • 21 yaşın üzerinde futbolcu alınmamalı.
  • Avrupa Şampiyonası’nın değer şişirici etkisinden uzak durulmalı. Bir futbolcunun en değerli olduğu zaman.
  • Quaresma ve Almeida bu değer artırıcı etkiden yararlanarak Avrupa Şampiyonası sonrası hemen satılmalı.
  • Transferlerde bonservis bedeli ödenmemeli.

Eğer bunlar yapılırsa bu men cezasının bir şekilde faydası olabilir Beşiktaş’a.  Bazen şoka giren hastayı kendine getirir bir tokat. İşte bu ceza öyle birşey.

22 Mayıs 2012 Salı

Para ile Şampiyonluk Ne Kadar Kolay? Bayern vs BVB

Biri tam anlamıyla Alman futbolunun tanımı; makina düzennde bir takım. Giren ve çıkanların adı takım olgusunu değiştirmiyor. Hep belli bir standartın üzerinde oynanan oyun. 93-94 sezonundan bu güne o takımın şampiyonluk için birden fazla sezon beklediği iki dönem var. İlki 94-95 ve 95-96 sezonları, diğeri ise 10-11 ve 11-12 sezonları.

Bu sezonların en önemli özelliği Bayern'i sekteye uğratan takımın Dortmund olması.

Geçtiğimiz sezon alınan şampiyonluğun artından bu sezon hem şampiyonluk yolunda hem de kupa finalinde Bayern'i gördüğü yerde yende Dortmund. Bunu yaparken Götze'niin sakatlığını, Nuri'nin gidişini fursata çeviren oyuncuların büyük iş yaptıkları ortada. Kagawa, Lewandowki, Hummels.

Sorumluluk almak gerektiğinde İlkay bile o taşın altına elini soktu.

Rakipleri dünya futbolunun devlerinden Bayern değil M.Gladbach olsaydı belki de bu kadar anlamlı olmayacaktı bu sezon ki çifte zafer. Çünkü Bayern Şampiyonlar Ligi finalinde penaltılarla rakibine boyun eğse de elediği takımlar düşünüldüğünde ligi domine edebilecek kapasitede olduğunu gösteriyor.

Alman futbolunun paraport şubesiydi bir zamanlar Bayern. Yurtdışına gitmesi muhtemel oyuncuların yurt içindeki son durağı olurdu genelde. Ancak önce Mesut ve Khedira ardından Nuri bu durağı pas geçerek çıktılar yurtdışına. Sezonun flaş oyuncularından Reus tercihini BVB'den yana kullandı. Bu değişimin getirdiği şey para ile ölçülemeyecek kadar kıymetli. Nereden baktığınıza göre Bayern ya da Dortmund bize bu sezon aynı Montpellier gibi şunu sordu? "Para ile şampiyonluk ne kadar kolay?"

Öncelikle Bayern Münich ve BVB arasındaki maaş farklına bakmakta yarar var.

Sarı ve kırmızı çizgiler arasındaki boşluk iki takım oyuncularının kazandıkları ücretler arasındaki fark. Daha önce Futbolun Şifreleri kitabının yazarlarından Stefan Szymanski Premier Lig için Maaş/Lig Sırası araştırmasında yüksek maaş ödeyen takımların ligde üst sırada yer aldığına dair bir araştırma yapmıştı.


Almanya'da Dortmund iki sezondur sadece bu araştırmayı boşa çıkartmak için çalışıyor gibi görünse de gelinen nokta çok uzun bir süredir yetiştirilen ağaçtan yenen meyveler aslında.

Yukardaki grafik ise ligde alınan bir puan karşılığında futbolculara ödenen ücreti gösteriyor. Durum böyle olunca Dortmund'un bir puan için harcadığı tutarın son 8 sezondur 1mio€'nun altında olduğunu görülüyor. Sadece 2008 yılında puan başına 1,05mio€  harcanış BVB. Ancak aynı dönemde Bayern'in ödediği tutar tam 2 katı yani 2 mio€.

Futbolcuya para vermek için tabi ki önce kazanamak gerekiyor. Dortmund son 8 senede gelir olarak hep Bayern'in arkasında ve aradaki anllamlı bir fark var. Dortmund'un gelir olarak Bayern'e en çok yaklaştığı sezon 2005-2006 sezonu ki bu sezonda Dortmund Bayern'in sadece %44'ü kadar gelir elde edebilmiş durumda.Ancak şampiyon oldukları ilk sezon gelir farkını bir önceki seneye göre %11,3 oranında kapatmış görünüyor Dortmund. Bu sezon Şampiyonlar Liginden gelen geliri göz önüne aldığımızda diyeceğim ama Bayern'de Şampiyonlar Liginde final oynayarak çok önemli bir gelirin sahibi oldu. Ancak sürdürülebilir başarı her zaman gelir dönüyor Almanya'da.

Alman kulüplerinin gelirlerinin %40-45 civarını Ticari Gelirlerden elde ettiği düşünüldüğünde Şampiyonlar Ligi gelirlerinin itici gücü fazla oluyor toplam yayın gelirleri içinde.

Yukarıdaki gelirlere bakıldığında Bayern'in gelirlerinde 2008 yılı ve sonrasında bir yükseliş görülürken o sıralarda Dortmund batmakla batmamak arasındaki ince çizgideydi. 

Dortmund ve Montpellierin başarılarına bakıp doğru yapılmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözüne sokmak gerekiyor ülkemizdeki yöneticilerin. Har vurup harman savurmanın oto kontrol ile olmuyor ise TFF'nin kuracağı bir denetim mekanizması ile önlenmesi acilen gerekli. Son cümledeki anlam bozukluğunun ben de farkındayım. Yeter.

20 Mayıs 2012 Pazar

Futbol Taraftarı Harcama Eğilimleri Anketi


Bir konuda bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz demişler. O yüzden beş dakikanızı ayırıp linkteki anketi doldursanız çok sevinirim. Anket futbol taraftarının harcama eğilimleri üzerine 20 sorudan oluşuyor.

Ankete buradan bulabilirsiniz.

Teşekkürler

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Formanda Ter Olmaya Geldik, Gerçekten...

Eğer yönetim buna kulak verirse, gerçektende formada ter olmak mümkün.

"Vallahi benim aklıma gelmişti" diyenler olabilir çünkü Sevilla'dan duyduğumda bende aynısını söyledim.

Beşiktaş'ın mali portresinin ingilizcedeki karşılığı "bankrupt" yani "iflas". Çok ince bir çizgide yürümek zorunda olan Fikret Orman ve ekibinin yeni projeler üretmesi gerekli, çünkü mevcut durumda stadın kapasitesi belli, naklen yayın gelirinden gelen para belli. Bu durumda ticari gelirlerdeki artış Beşiktaş'ın en büyük gücü olacak durumda. Kulübünü bu durumda görmek istemeyen her Beşiktaşlının elini taşın altına koyma vakti geldi. Nasıl ki Fenerbahçe taraftarı, bu sezon Fenerbahçe'ye hem ticari gelir anlamında hem de tahvil satışı konusunda katkıda bulunduysa bu durumda Beşiktaş taraftarında sıra.

Benim aklımdaki proje oldukça basit. Forma satmak!

Ama size özel ve üzerinde sizin resminizin olduğu bir forma.

Öncelike formanın arkasında basılı olan bir rakamı 1500 parçaya ayırıyorsunuz. Bu durumda 4mmx4mm den oluşan 1500 tane alan oluyor. Gönül verdiği formanın üzerinde resminin olmasını isteyen taraftar web sitesinden forma numarasını seçiyor, resmini yüklüyor ve ödemesini yapıyor.


Sevilla 2mmx2mm resim için taraftarından 30€ alıyor. Ancak formayı satmıyor. Bizim de Sevilla'dan ayrıldığımız kısım bu. Taraftar ister sadece resmini bastırabilir, ister ayrıca resminin olduğu formadan satınalır.

Fiyatlama da kabaca resim bulundurma 50TL, resimli forma 200TL olabilir.

1 rakamda 1500 adet alan olduğunu düşünürsek resim yerleştirmeden bir rakam için 75binTL gibi bir gelir oluyor. Bunu yarısına da forma satıldığı düşünülürse bir rakamdan 187binTL gibi bir gelir elde ediliyor. 10 adet rakamda bu sayıya ulaşılırsa 2 milyon TL gibi bir gelir elde edilebilir.

Alanı büyütmek için ise aşağıdaki gibi arma şeklindeki kısıma resimler yerleştirilir ve numara farklı bir renklendirme ile yapılarak daha fazla alana sahip olunabilir.
Bu fikir tabiki geliştirilmeye açık, yanlış düşünülmüş yerleri olabilir. Belki çok büyük bir maliyet gerektirebilir ama Sevilla'nın bu işten 25 milyon € kazanmayı umuyor. Biz şimdiki akmasa da damlar mantığındayız.

Damlar mı sizce?

Süper Lig Para Bastı

Ve bitti. 34 hafta bir acayip lig oynandı. Ardından allanıp pullanan ve adı "Süper Final" olarak değiştirilen Play-off.

Ne acayiptir ki geride kalan tüm sezonlardan daha negatif anlamda farklılaşan lig, kulüplere kazandırdığı para açısından geçmiş sezonların fersah fersah önünde.

Daha önce de konuşulduğu gibi ligin sakatlığı ve belirsizliği noktasında devreye giren Play-Off sistemi ile yayıncı kuruluşun oyunun içinde tutulma isteğinin nereden kaynaklandığı da bu noktada ortaya çıkıyor.

Bilindiği üzere Digitürk ligin bu sezonu için yani 2011-2012 sezonunun 34 haftası için 321milyon$ para vermeyi vaad etmişti. Şike soruşturması sonrası bu paradan olmak istemeyen kulüpler ektradan 6 maç yapmayı sezon başında kabul etti. O yüzden aşağıda verilen bilgi çizelgesinde kulüplerin kazandığı yayın hakkı gelirleri ligin 34 haftalık bölümünü göstermekte.

Play-Off'un kulüplere maddi katkısı ise store satışları ve maç günü gelirleri ile sınırlı. Zaten büyük ölçüde kombine satışı yapmış olan kulüplerin sattıkları bilet dışında bir geliri olmadı bu sezon için play-off'tan.

Ligin şampiyonu Galatasaray bu sezon yayın geliri olarak kasasına 36,619 milyon $ koydu. Bunun 10,9 milyon $'lık kısmı geçmiş şampiyonluklarından kazanılmış bir hak. Yine ligi ilk 6'da bitiren takımların kazandığı primden 8,25 milyon $ Galatasaray'ın kasasına girdi. İstisnasız lige katılan her takıma verilen 6,24milyon TL'nin yanına 13,2 milyon $ performans primi de gelince Galatasaray'ın yayın geliri 36,6milyon $'ı buldu.

Kısaca hatırlatmak gerekirse
  1. Lige katılan her kulüp istisnasız 6,25milyon$ katılım payı alıyor.
  2. Ligi ilk altıda bitiren kulüpler 8,2milyon $ ile 1,37milyon $ arası para alıyor.
  3. Daha önce şampiyon takımlar şampiyonluk başına 642bin$ prim alıyor.
  4. Ligde alınan bir puanın para olarak karşılığı 171.556$
 Lig sonunda hangi katagoriden kaç para kazandı, hepsi aşağıdaki bilgi çizelgesinde.