1 Ekim 2013 Salı

Galatasaray gerçekte ne kadar kazanacak?

Fenerbahçe’nin vizesini İstanbul’da mucizelere bıraktığı Şampiyonlar Ligi treni dün akşam resmi olarak kaçınca pek çok basın yayın organında bu durumun haber olması beklenen bir durumdu. Bir kısım yayın organı Fenerbahçe’nin futbolu üzerinden olayı görürken bir kısmı ise işin ekonomik yanına vurgu yapmış ancak ortada dolaşan rakamlara bakıldığında haberlerin geçmiş yıllardan copy-paste yapıldığı sonucu ortaya çıkıyor.
Öncelikle şunu belirtelim Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi gruplarına kalamaması pek çok yayın organının söylediği gibi Galatasaray’a ekstra 10-15 milyon Euro değil sadece 1,5-2,5 milyon Euro arası katkı sağladı.
Şampiyonlar ligine ait gelir dağılımına ilişkin esaslar 8 Ağustos 2013 tarihinde UEFA’nın internet sitesinde açıklandı. Buna göre Şampiyonlar Ligi gruplarına kalan kulüpler 1,3 Milyar Euro’yu paylaşacaklar. Gruplara katılma hakkı elde eden kulüpler ayakbastı parası olarak 8,6 milyon Euro kazanırken gruptaki bir galibiyetin ederi 1 milyon Euro, beraberliğin ise 500 bin Euro olarak açıklandı.  Gruptan çıkan her bir takıma 3,5 milyon Euro, çeyrek finale kalan sekiz takıma 3,9 milyon Euro, yarı finale adını yazdıran dört kulübe ise 4,9 milyon Euro prim ödenecek. Finale ulaşan takımlardan kaybeden 6,5 milyon Euro ile ödüllendirilirken, kupanın sahibi ise 10,5 milyon Euro daha kasasına koyacak. Ve bu tutarlara market pool adı verilen yayın gelirleri dahil değil. Ayrıca Fenerbahçe Play-off turu oynadığı için 2,1 milyon Euro teselli ödülü alacak.
Ülkenin hak ettiği yayın hakları ise o ülkenin takımları arasında paylaştırılıyor. 2012-13 sezonundan başlayarak 2014-15 sezonu sonuna kadar pazarlık usulü ile satılan Türkiye yayın haklarının düşmesi sonucu geçtiğimiz sezon temsilcimiz Galatasaray 5,2 milyon Euro almıştı. Bu hesap ile Fenerbahçe’nin kupalara katılamadığı durumda ülke takımlarının alması gereken 5,2 milyon Euro’nun %40’lık payı otomatik olarak Galatasaray’ın kasasına giriyor.
Avrupa Liginde ise çok daha kısıtlı bir bütçe var. Tüm takımlar 170 milyon Euro’yu paylaşacaklar. Şampiyonlar Ligindeki bir galibiyetin değeri Avrupa Ligindeki beş galibiyet ile aynı. Avrupa Ligi’nde gruplara kalan takımlara 1,3 milyon Euro ödeme yapılacak. Galibiyet 200 bin Euro, beraberlik ise 100 bin Euro ile ödüllendiriliyor. Grubunu birinci bitiren takım 400 bin Euro, ikinci bitiren ise 200bin Euro daha kazanıyor. Gruptan çıktıktan sonra son 32’ye kalan takımlar 200 bin Euro, son 16 takımları 350 bin Euro, çeyrek finalistlerin her biri 450 bin Euro, yarı final oynayan dört takım 1 milyon Euro, finalde kazanan 5 milyon Euro, kaybeden ise 2,5 milyon Euro kasasına koyuyor.

Bu '61' başka!

Bu sezon başında Maluda ve Bosingwa transfleri ile ligin en renkli kulüplerinden biri olan Trabzonspor taraftarlarına KAP aracılığı bu transferleri müjdelerken; Kamu Aydınlatma Platformu web sitesini ziyaret eden taraftarlarını mutlu etti. Ancak KAP’a son bildirilen mali tablolar Trabzonspor’un sorunun birkaç yıldız transferinden çok daha fazla olduğunu gözler önüne serer cinsten.
61. dakika şovu ile stadı bir cazibe merkezine çeviren taraftarın 61 milyon TL’lik zarar için söyleyecek pek çok şeyi olabilir genel kurulda.
Trabzonspor 2012/13 sezonunda 66,7 milyon TL gelir elde ederken zararı 61,2 milyon TL’yi buldu. Bu zararın başlıca sebebi ise 2011-12 sezonunda Şampiyonlar Liginden gelen 57,8 Milyon TL’nin bu sezon kasaya girmemesi oldu.
Futbol faaliyetlerinden 55,13 milyon TL zarar eden kulüp, bu zarara yönetim ve finansman maliyetleri de katılınca zarar 61,2 Milyon TL’ye kadar çıktı.
Özellikle gelirlerin, borsaya açık diğer futbol kulüplerinin çok gerisinde aşikar. Fenerbahçe ve Galatasaray 200 Milyon TL barajını aşarken Beşiktaş 12/13 sezonunda 155 Milyon TL gelir elde etti. Beşiktaş’ın gelirinin yarısını bile elde edemeyen kulübün sorgulaması gereken pek çok problem masanın üzerinden duruyor.
Gelir pastasının yarısını tek başına yayın gelirleri kaplarken ikinci sırada Sponsorluk ve reklam gelirleri yer alıyor. Fenerbahçe ve Galatasaray da kombine kart ve bilet gelirleri yayın gelirlerinin üzerinde yer alırken sponsorluk ve reklam gelirleri de yayın gelirini zorluyor. Trabzonspor maç günü gelirlerini yayın gelirleri ile aynı seviyeye çekmiş olsaydı geliri 100 Milyon TL barajının üzerine çıkacaktı.
Son 3 yılın gelirinden şampiyonlar ligi etkisini çıkartırsak aslında gelirleri üç sezonda yatay bir seyir izlediğini görebiliriz. Bu durumda bütçeleme ve planlamada ayağın yorgana uzatılması daha kolay olur. Tahmin edilebilir gelir üzerinden harcama yapmak ve kaynak planlamak öngörülebilirlik açısından sapmaların azalmasına yardımcı olacak bir durum.
Planlama konusunda kulüplerin başlaması gereken ilk kalem her takım sporunda olduğu gibi futbolcu ve teknik ekip ücretleri. Trabzonspor şampiyonlar liginde oynadığı sezon teknik ekip ve futbolculara 94,6 Milyon TL harcama yaparken bir sonraki sezon %9 bir tasarruf ile bu rakamı 86,6 Milyon TL’ye çekti ancak gelirlerde %51’lik azalış karşısında %9’luk maliyet azalışının pek bir hükmü kalmamış oldu.
2011-12 sezonunda Trabzonspor kazandığı her 100TL’nin 70TL’sini futbolcu ve teknik ekibe maaş olarak verirken bir sezon sonrası olan 2012-13 sezonunda bu rakam her 100 TL’de 130TL’ye çıktı. Böylesi bir sarmalın kar etme şansı zaten yok. Gelirlerin artırılması adına atılacak her adım takımı biraz daha rahatlatacak ancak 6+0+4 ile takımdan gönderilecek yabancı oyuncuların yerin yeni sistemde fiyatı durup dururken artan yerli futbolcular gelecek. Arz talep ile oluşan fiyatın alt segmentine eğildiğinizde ise ortada sportif başarıya ulaşma adında zorluk yaşayacaksınız.
Gelirlerin bir kısmı belli limitler dahilinde gerçekleşiyor ve istediğiniz kadar artırmaya çalışın bir tavanı var. Örneğin yayın gelirinden alabileceğiniz maksimum bir tutar var, ya da stadyum gelirleri kapasite ile sınırlı ve fiyat dengesini gözetmeniz gerekiyor ancak ticari gelirlerin ucu sizin yetenekleriniz ile sınırlı.
Trabzonspor AŞ borçlarındaki artış ise %6 civarında. 2011-12 sezonunu 116 Milyon TL ile kapatan şirket, 2012-13 sezonunu ise 123,1 Milyon TL ile kapadı.
Bu artışın büyük kısmı banka kredilerinde olurken, ticari borçlarda 14 Milyon TL’lik bir azarlış meydana geldi.
Yeni yönetim en çetin sınavını borç konusunda verecek. Toplam 123,1 Milyon TL borcun %93 ‘lük kısmı 2013-14 sezonu içinde ödenmek durumunda. Bu borçların büyük bir kısmının, 'borç ile borç ödemek' şekliyle vadesinin uzatılacağını tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok.
Önümüzdeki sezon baktığımızda mevcut vade dağılımından çok daha farklı bir tablo ile karşılaşır mıyız bilinmez ancak borcun bir yıllık gelirden fazla olması önümüzdeki dönemde finansman maliyetlerinin artacağının bir habercisi.
Ayrıca bu borçların dışında 33,2 Milyon TL’ye ulaşan vergi borcu bulunmakta bordo mavili ekibin. Gelirinin tamamı kar olsa yarısı vergi borçlarına gidecek durumda. Ancak vergi dairelerinin sürekli vade ertelemesi ne Avrupa Kupalarına katılmasına engel Türk kulüplerinin ne herhangi bir yaptırım ile karşılaşmasına.
Bu zarar ile birlikte şirketin sermayesi -17,9 Milyon TL ye kadar indir. Ancak bunun sebebi tek başına zarar değil. Bir de hissedarlara dağıtılan temettü var. Dağıtılan 23 Milyon TL öz sermayeden düşülüyor. Negatif öz sermayenin sürdürülebilir durum olmamasından ötürü diyeceğim ancak Beşiktaş’ın yıllarca negatif öz sermaye ile yaşadığını unutmamak gerekli. SPK ve TTK öz sermayesi negatife düşmüş şirketlere bir olanak düşünüyor. Diyor ki ''varlıklarını ve haklarını yeniden gözden geçir, deftere kaydettiğin değer ile mevcut günkü değeri arasındaki olumlu farkları sermayeye ekle.'' İşte bu dönemde takımdan bedava giden Quaresma’nın değeri 15 Milyon € olarak belirlenmişti. Bu durumda üç oyuncuya biçilecek 5 milyon € değer, öz sermayeyi pozitife çevirmeye yeter.
Ancak Trabzonspor AŞ hissedarları yakında gelebilecek bir bedelli sermaye artışına şaşırmamalı. Trabzonspor’un mevcut zararını kısa sürede kompanse etmesi bir Şampiyonlar Ligi daha görmeden zor görünüyor. Trabzonspor’un teknik ekibinden başkanına kadar hem saha içinde hem de masa başında zor işler bekliyor.

Fenerbahçe kar eden tek kulüp mü?

Biz yavaş yavaş 2013/14 sezonunu alışmaya çalışırken borsaya kote futbol kulüpleri 2012-13 sezonuna ait mali verilerini borsaya açıklamaya başladı.
Fenerbahçe borsaya yaptığı bildirim ile 2012-13 sezonunda 246.507.758 TL gelir ve 1.605.236 TL kar elde ettiğini kamuoyuna duyurdu. Bu sonuçlar borsaya açık 4 takım içinde pozitif ayrışan tek kulübün Fenerbahçe olma ihtimalinin artırdı.
2011-12 sezonunda 5,9 milyon TL kar açıklayan kulübün 2012-13 sezonunda karının 1,6 milyon TL’ye düşmesinin en büyük sebebi ise oyuncu ve teknik ekibe verilen ücretlerdeki artış.
Gelirler Geçen Sene İle Aynı
Fenerbahçe AŞ’nin mali tablolarındaki gelirin, Fenerium gelirleri ve dernekte kalan bazı sponsorluk ve reklam gelirlerini kapsamadığı en başta belirelim.
Fenerbahçe AŞ 2012-13 sezonunda bir önceki sezona göre %0,02’lik bir gelir kaybına uğradı.
Fenerbahçe’nin en büyük gelir kalemi 69,4 Milyon TL ile stat hasılatı oldu. Onu 68,1 Milyon TL ile Süper Lig yayın gelirleri izlerken, hemen ardından gelen 42,2 Milyon TL’lik Sponsorluk ve Reklam Gelirleri en yüksek üçüncü gelir oldu. Ayrıca Sponsorluk gelirlerini bir önceki sezona göre  %80 artıran yöneticileri kutlamak gerekli.
UEFA kupasındaki yarı finalin maddi karşılığı ise 31,6 Milyon TL oldu.
En Büyük Gider Futbolcu ve Teknik Ekip
Bir futbol takımının en büyük gideri futbol faaliyetini sürdürmesi için zorunluluk olan futbolcular ve teknik ekip giderleri oluyor. Fenerbahçe’de de durum bu şekilde. 2012-13 sezonda futbolcular ve teknik ekibe ödenen tutar %44 artarak 112,4 Milyon TL’den 162,1 Milyon TL’ye çıktı.
2011-12 sezonunda Fenerbahçe kazandığı her 100TL’nin 46 TL’sini futbolcular ve teknik ekibe verirken 2012-13 sezonunda bu rakam her 100TL’de 66TL’ye yükseldi. Her iki oranında bir futbol takımı için makul olduğunu söylemek gerekli.
Ücretlerin ardından faaliyetlerin yürümesi için gerekli giderler geçen sene ile karşılaştırıldığında çok büyük oynamalar yaratmasa da “Futbolcu menajer giderleri” giderlerindeki artış oldukça dikkat çekici. 2011-12 sezonunda menajerlere 1 Milyon TL ödeyen Fenerbahçe AŞ, bir sonraki sezon olan 2012-13 sezonunda menajerlere bu sefer 8,5 Milyon TL ödemek durumunda kaldı. Menajerlik giderlerindeki artışın sözleşme yenileme ve yeni futbolcu alma ile doğru orantılı olduğu düşünürse bu artışın olması çok da garipsenmemeli.
Borçlar %91 arttı
Kar konusunda Fenerbahçe’nin optimizasyonu ve kaynakların kullanılması ne kadar güven verici ise borçlardaki %91 artış da bir o kadar endişe verici.
2012-13 sezonuna girerken finansal ve ticari borçları 164,8 Milyon TL olan Fenerbahçe AŞ’nin sezonunda sonunda borçları 315,2 Milyon TL’ye çıktı. Bu borcun sadece Fenerbahçe AŞ’nin borcu olduğunu not düşmek gerekir çünkü Dernek ile birleştirildiğinde borcun daha yüksek olduğu Divan kurulunda açıklanmıştı.
Borçların vadelerine baktığımızda mevcut 315,2 Milyon TL borcun 292,6 Milyon TL’sinin ödeme vadesi 31-05-2014, yani borçların %93’ü bir yıl içinde ödenmeli. Kalan %7 ise 1-5 yıl arasında ödenecek.
3-12 ay içinde yüksek tutarın tahvil ihracından kaynaklanan ödemeyi de içine aldığını söylemeliyiz. Bu ödemenin ardından Fenerbahçe’nin yeniden bir ihraç ile borçlarını yapılandırması ve oturmuş bir yapıya kavuşması muhtemel.
Futbol takımları milyonlarca müşterisine rağmen gerçek manadaki şirketler ile karşılaştırıldığında kar olasılığı oldukça düşük şirketler. Ayrıca futbol kulüplerinin kar etmek gibi bir misyonu var mı oda ayrıca bir tartışma konusu. Kaynakların verimli ve yerinde kullanılması, büyük zararlardan kaçınarak mümkün mertebe gelir ve gider aynı çıtaya çekerek maksimum sportif başarı için para harcanması öncelik olmalı.
Arsenal taraftarının sürekli kar etmekten memnun olmadığı ortada. Bu durumda Arsenal taraftarı da yumuşak koltuklarına oturup, karidesli sandviçlerini yerken daha fazla gol diye ayağa fırlamayı ve kupa seremonisi izlemeyi istiyor. Para, futbolda başarıyı getirmez demektense para futbolda başarıyı garanti etmez demek daha doğru olacak.
Genel olarak Fenerbahçe AŞ’nin mali tabloları olumlu ancak bu sene Avrupa Kupalarına katılamama kararı çıkarsa geçtiğimiz sene elde edilen 31,6 Milyon TL’nin bu sezon olmayacağını ve tablonun terse dönebileceğini not düşelim.

Hedef kar değil, verimlilik olmalı

Türkiye Futbol Federasyon’u başkanı Yıldırım Demirören geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada TFF’nin 32 milyon TL kar ettiğini gururla açıkladığında aklımızda bir takım soru işaretleri oluşmuş olsa da o günlerin gündem yoğunluğu yüzünden soru işaretlerine cevap aramamıştık. Ancak Federasyon 2011/12 sezonuna ait mali tablolarını açıklayınca aslında pek çok soru işaretini de ortadan kaldırdı.
2011-12 sezonunda TFF, 20,2 milyon TL kar açıkladı. Öncelikle şunu ortaya koymamız gerekli. TFF ya da herhangi bir kulübün amacı kar etmek değildir. Kulüplerin ve TFF’nin amacı zarar etmeden eldeki kaynakları en verimli şekilde kullanmaktır. Peki TFF harcadığı 219,6 milyon TL’yi verimli kullandı mı?
TFF’nin varlığı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanuna dayanmakta. Bu kanunun 3. Maddesi TFF’nin görevlerini ortaya koyuyor ve 9 fıkradan bu kanunda, fıkralar önem sırasına göre sıralanıyor. Tüm bu görevler içinde belki de en önemlisi ''Futbolun gelişmesini ve yurt sathına yayılmasını sağlamak.''
TFF elindeki kaynakları bu amaç ile kullanmak durumunda. 2011-12 ve bir önceki yıla ait gelirler aşağıdaki şekillenmiş.
Buna göre en büyük gelir kalemi Profesyonel futbol gelirlerinden oluşuyor. Açıklanan mali tabloların detayına ulaşılamadığı için bu gelir kaleminin detaylarına ulaşılamıyor ancak lisans bedelleri, ceza gelirleri, yayın gelirlerinin federasyon payları bu kalem içinde yer alıyor. Ardından gelen en büyük kalem ise sponsorluk gelirleri ki bu gelirlerin büyük kısmı Milli Takım sponsorluklarından oluşuyor.
TFF’nin gelirlerinin aynı sezonda borsaya açık dört takımın üç tanesinin gelirlerin fazla. Aynı sezonda Fenerbahçe 246 milyon TL gelir elde ederek TFF’yi geçerken, 224 milyon TL ile Galatasaray, 153 milyon TL ile Beşiktaş ve 136 milyon TL ile Trabzonspor TFF’nin gelir olarak gerisinde kalmış durumda.
Gelir yaratma becerisi açısından yapılacak bir takım yeni aksiyonlar olabileceği gibi bunun kötü bir sonuç olmadığını söylemek gerekli.
Peki TFF bu gelirleri nereye harcıyor? Kanunda söylendiği gibi Futbolun gelişmesini ve yurt sathına yayılmasını sağlamak için mi harcıyor bu paraları?
Öncelikle TFF’nin 2011-12 sezonunda harcayabileceğinden 20 milyon TL az harcaması sorgulanması gereken bir durum. Hadi bir yanlışlık oldu diyelim ancak 2010-11 sezonunda da 8 milyon TL gelir fazlası var.
Kötü mü kar etmek diyebilirsiniz? Maalesef kötü çünkü TFF bir ticari kuruluş değil. TFF kar amacı güden bir kuruluş değil, TFF futbolun gelişmesine hizmet edecek ve bu yönde harcama yapmak ile yükümlü bir kuruluş. Peki TFF ne yapıyor? Bu paraları nereye harcıyor?
Aşağıda da görüldüğü gibi TFF’nin harcamalarının amiral gemisi Milli Takım. Giderlerin %30’luk kısmı Milli Takıma harcanıyor. 2011-12 sezonunda Milli Takım giderlerinin bu kadar yüksek olmasının sebebinin en akla yatkın varsayımı Hiddink ile yolların ayrılmış olması. Milli takım için harcanan 65 milyon TL içinden Hiddink’e ödenen rakam ne kadar bilmiyoruz? Ya da gidemediğimiz Avrupa Şampiyonasının eleme maçları için ödenen primler ne kadar? Ya da deplasmanda oynanan eleme maçlarına giden TFF kafilesinin giderleri ne kadar yer tutuyor?
Milli takım ile ilgili giderler diğer bir tartışmaya girdiğimizde önemsizleşiyor. Çünkü yukarıdaki tablo Türk Futbolunun eğitime, araştırmaya, yeni futbolcular yetiştirmeye ne kadar para ayırdığımızı gözler önüne seriyor. Eğitim harcamaları sadece %7 ve bunun belli bir kısmı her sene rutin yapılan seminerler. Yani zaten futbolun içinde aktörleri yeni sezona motive etmek için harcanan hakem seminerleri, teknik direktör kurslar gibi. Bu %7’nin acaba gerçekte ne kadarı futbola yeni aktörler kazandırmak için harcanıyor. Bu orandan bile yeni futbolcu yetiştirme işinin kulüplere yıkıldığı görülüyor. Ar-GE ve Proje giderleri ise tam bir facia. Mevcut düzenden memnun olan TFF yönetimi Araştırma Geliştirme ve Projelere sadece %3 bütçe ayırıyor.
Eğitim ve projeler uzun soluklu bir çalışma ve yatırım sonunda meyvelerini verir. Bugün başladığınız ayakları yere basan bir projenin sonuçlarını görmek 3-4 senelik bir zaman zarfı gerektirirken bir de bunun üstüne düşük yatırımı eklerseniz birkaç erken açan çiçek dışında elinizde kuru dallar kalır. Ülke futbolunun gelişimine ve eğitimine katkı sağlamakla yükümlü olan TFF daha çok ve hatta en çok Milli Takım başarıları ile ilgileniyor. Yöneticiler kulüp yönetimlerindeki hislerini ve heyecanlarını Milli Takım üzerinden tatmin ediyorlar.
Altyapı hocalarına pro-lisans zorunluluğu ile işe başlasak ve kar ettik dediğimiz kısmı buna harcasak fena bir başlangıç olmaz sanırım.

26 Temmuz 2013 Cuma

Nerede bu paralar?

UEFA 2012/13 sezonunda Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi'nde boy gösteren takımların UEFA kaynaklarından ne kadar para kazandığını açıkladı. Şampiyonlar Ligindeki temsilcimiz Galatasaray toplam 24,78 milyon Euro elde ederken, Fenerbahçe ise Avrupa Ligi yarı finalinin karşılığını 11,1 milyon Euro’yu kasasına koyarak aldı.
Açıklanan bu rakamlar sonrasında Galatasaray’ın 14-15 Milyon Euro beklediği bu kalemden 5,2 milyon Euro alması bir market-pool tartışmasını alevlendirdi. 
Nedir bu market-pool?
Market-pool yani Türkçedeki karşılığı ile yayın hakkı geliri, Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi için o ülkenin yayıncı kuruluşunun ödediği paranın belli bir bölümünün o ülkenin takımları arasında paylaştırılması kabaca.
Genellikle Şampiyonlar Ligine tek takım soktuğumuz için Türkiye için ayrılan market-pool gelirinin tamamını bir takım alıyor.  Eğer birden fazla takım Şampiyonlar Ligine katılırsa bu tutar, ligini kaçıncı bitirip Şampiyonlar Ligine geldin ve Şampiyonlar Ligi'nde kaç maç oynadın gibi iki kritere göre dağıtılıyor. Yani ligin şampiyonu 2. olarak katılan takımdan daha fazla alıyor.
Peki, Market-pool’da para nasıl birikiyor?
Bunun tek bir yolu var. Lige katılan takımların ülkelerindeki TV kanallarının turnuvanın yayın hakkı için UEFA’ya ödedikleri tutarın belli bir kısmı –ki gayri resmi kaynaklar bunu %50 olduğunu söylüyor-. Bu Avrupa Ligi içi ayrı, Şampiyonlar Ligi ayrı bir tutar.
Kıyametin kopma sebebi aslında çok basit. Bir sezon önce Şampiyonlar Ligi temsilcimiz Trabzonspor yayın haklarından kasasına 13,9 milyon Euro koyarken ve o yıla ait yayın haklarının %3,66’sını alırken, bir sezon sonra Galatasaray hem de çeyrek final oynamasına rağmen neden yayın haklarından 5,28 milyon Euro kazandı ki bu tutar toplam yayın hakkının %1,2’si… Gelirin 2,8 kat düştüğü görülüyor.
Bu düşüşün sebebini ararken gördük ki 12/13 sezonu Türk takımlarının yayın hakları havuzundan en az kazandıkları yıl. (Yüzdesel) Yani bir başka deyişle yayıncı kuruluşun en ucuza satın aldığı Şampiyonlar Ligi.
Şampiyonlar Ligi yayın hakları 3 sezonluk periyotlar halinde satılıyor. Ve bu sezon yeni periyodun ilk sezonuydu. 03/06 sezonları arasını kapsayan dönemde toplam 11,39 milyon Euro kazanan kulüplerimiz 629 milyon Euro’luk yayın hakkı havuzunun %1,82’sini alıyordu.
06/09 sezonlarını kapsayan 3 sezonluk bölümde toplam yayın hakları havuzu önceki 3 seneye göre %31,5 artarak 828,10 milyon Euro’ya yükselirken Türk takımlarının bu yayından aldığı pay %2,93’e çıktı. Yani yayın hakları geliri ortalama %31 artarken Türkiye’deki yayıncı kuruluşun ödediği para %113 oranında arttı ve Türk takımları 3 sezonda 24,27 milyon Euro gelir elde etti.
09/12 dönemi ise Türk takımları için tam anlamıyla kurtuluş kapısıydı. Toplam dağıtılan ikramiye 1,7 milyar Euro’dan 2,3 milyar Euro’a çıkarken market-pool payı ise 828,1 milyon Euro’dan 1,095 milyar Euro’a çıktı. Türk takımlarının bu dönemde toplam geliri 40,20 milyon Euro oldu market-pool kısmında.
13 Nisan 2013 tarihinde UEFA’nın sitesinde Doğan Medya Grubu ile 12/15 sezonlarını kapsayan yeni dönem için yayın anlaşmasının uzatıldığı duyuruldu ancak Doğan Grubunun ödeyeceği tutar konusunda bir açıklama yapılmadı.
09/12 döneminde sezon başına hiç 13 milyon Euro’nun altına düşmeyen yayın hakkı geliri nasıl 5,2 milyon Euro’ya düştü. İlk başta bir yanlışlık olasılığı herkesin zihnine düştü ancak daha sonra yapılan birkaç telefon görüşmesi, 12/15 Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi yayın haklarının geçtiğimiz periyoda göre oldukça düşük bir ücret ile yenilendiği öğrenildi. Geçtiğimiz 3 yıl için yaklaşık 60 milyon Euro ödeyen Doğan Medya Grubu, 12/15 dönemi için yıllık 12 milyon Euro’ya anlaşma yapmış durumda...
Ancak hala birkaç soru işareti henüz giderilmeyi bekliyor. Öncelikle nasıl oluyor da Fenerbahçe yayın geliri olarak bir Avrupa Ligi katılanı olarak Şampiyonlar Ligindeki temsilcimizden daha fazla kazanıyor. Bu soruya tatmin edici bir cevap olmamak ile birlikte yayıncı kuruluşun Avrupa Ligine daha fazla para verme durumu. Çünkü Şampiyonlar Ligine sokabileceğimiz maksimum takım sayısı 2 iken ki bu genellikle 1 oluyor Avrupa Ligine 4 takım ile katılma ihtimali. Yani yayıncı kuruluş Şampiyonlar Ligi için sadece 1 takım taraftarına dekoder satarken Avrupa Ligi için 3-4 takımın taraftarına dekoder satabilecek durumda.
Bu saatten sonra önümüzdeki 3 yıl için çeyrek finale kalan bir takımın gelirinin 25-30 milyon Euro’yu geçmeyeceğini hesaba katarak planlama yapmak gerekiyor.
Ayrıca 2012/13 Şampiyonlar Ligi yayın gelirinden ülkelerin aldıkları paylara baktığımızda ortaya çıkan tablo çok da iç açıcı değil.
Ülke
ŞL Yayın Geliri
İTA
81.072.000,00
ENG
72.632.000,00
İSP
68.661.000,00
FRA
58.889.000,00
ALM
52.287.000,00
YUN
11.646.000,00
NOR
11.302.000,00
RUS
10.564.000,00
HOL
9.798.000,00
İSK
8.070.000,00
POR
7.028.000,00
TUR
5.282.000,00
ROM
5.202.000,00
BEL
3.206.000,00
UKR
2.271.000,00
HRV
1.400.000,00
BELARUS
290.000,00
6. büyük futbol ekonomisi olarak yayıncı kuruluş geliri olarak 12. sırada yer alıyoruz. Yunanistan, Norveç, Portekiz gibi bir takım ülkeler bu turnuvaya bizden daha fazla para yatırıyor ya da pazarlık etmeyi bilmiyorlar.
Ama ne olursa olsun UEFA hiçbir parayı cebinden vermiyor. Aslında yaptığı senden aldığını sana vermek.