1 Mart 2012 Perşembe

Hayatım Futbol #22


Hayatım Futbol'un 22. sayısı web, android ve ipad için yayınlandı. Bende bu hafta Galatasaray'ın bedelli sermaye artımının perde arkasını yazdım. Buradan okuyabilirsiniz. Ayrıca bu sayı milli takımlar özel sayısı oldu. Avrupa şampiyonası öncesi takımlar hakkındaki son durumu öğrenmek isteyenler için güzel bir rehber niteliğinde.

Zevkle okumanız dileği ile.

Mali Açıdan Trabzonspor

31 Mayıs 2011 günü biten sezon Trabzonspor için son haftada kaçmış bir şampiyonluktan ibaretti. Uzun süre sonra son haftaya kadar yarışın içinde olmanın Trabzonspor’a getirisi 71 milyon TL oldu. “Yayın gelirleri ile ayakta duranlar cemiyetinin” merkezi olan Türkiye de, Trabzonspor’un gelirinin 50 milyon TL’lik kısmı Süper Lig gelirlerinden gelmiştir. 34 haftalık maratonda maç başına ortalama 1,5 milyon TL kazandı Trabzonspor. Bu rakamı aklımızda tutalım.

Sonrasındaki süreçte 3 Temmuz günü bir kelebek kanat çırptı ve malümün ilanı şeklinde herkesin bildiği ama kendine en yakışan maymunu seçme hakkını kulandığı, büyük futbol ailesinin foyası meydanı çıktı.

Süreç yurtiçinde ne kadar kötü yönetilse de bugün hala herkesin birbini suçladığı Fenerbahçe-TFF-UEFA üçgeninde Şampiyonlar Ligine giden takım Trabzonspor oldu.

İlk 3 aylık mali tablolar açıklandığında borsaya açık takımlar içinde tek kar eden ekip Bordo-Mavililerdi. O dönemde Beşiktaş ve Galatasaray 50 milyon TL’nin üzerinde zarar ederken Fenerbahçe 30 milyon TL zarar etmişti. Aynı dönemde Trabzonspor 3,3 milyon TL kar etmişti.

Aradan geçen 3 ay ve açıklanan 6 aylık mali tablolara baktığımızda Trabzonspor yine en karlı takım olarak görünüyor. İstanbul’un 3 takımı toplam 122 milyon TL zarar ederken Trabzonspor 2. 3 ayda karını 20 milyon TL’ye çıkardı.


Trabzonspor’u diğer borsaya açık takımlardan ayıran gelir kalemi Şampiyonlar Ligi gelirleri. Eğer Trabzonspor aynı süreçte Şampiyon Ligine gitmeseydi mali tablolarında 35 milyon TL zarar olacaktı çünkü Şampiyonlar Liginin Trabzonspor’a getirisi ilk 6 ayda 55 milyon TL oldu. 6 maç yaptığı Şampiyonlar Liginde maç başına 9,1 milyon TL kazandı Trabzonspor. Yukarıda Süper Lig’te maç başına 1,5 milyon TL kazandığını belirtmiştik Trabzonspor’un. Yani 1 Şampiyonlar Ligi maçının 6 Süper Lig maçına eşit olduğu düşünülürse Yıldırım Demirören’in “Gerekirse 2 yıl Avrupa’ya gitmeyelim” demesinin ne kadar büyük bir talihsizlik olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.

Giderler açısından bakıldığında Trabonspor’un yine İstanbul kulüplerine göre daha başarılı olduğu görülüyor. Yönetim ve finansal giderler çıkartıldığında Trabzonspor futbol takımına en az gideri yapan takım olarak dikkat çekiyor. Trabzonspor, futbol takımına 55 milyon TL harcarken onu 90 milyon TL ile Galatasaray izliyor. Futboldan doğan net sonuca baktığımızda Trabzonspor sezonun ilk 6 ayını 26 milyon TL kar ile kapatmış görünüyor.

55 milyon TL’lik giderin kalem bazında incelediğimizde giderlerin %57’si Futbolcu ve Teknik Heyet giderlerinden oluşuyor. Trabzonspor futbol takımı için belki de en ilgi çekici gider %17’ye ulaşan ve 9 milyon TL’yi aşan menajerlik giderleri. Amortisman giderleri toplam gider içinde %18’lik paya sahip olsa da fiili bir nakit çıkışı yaratmıyor. Futbolculara ödenen bonservis bedeli ne kadar çok ise amortisman gideri de o derecede artıyor. Amortisman giderleri aslında peşin ödenen bonservis bedellerinin futbolcuların sözleşmeleri sürecinde yıl yıl giderleştirilmesi anlamına geliyor.


Giderler açısından yönetimin başını ağrıtabilecek kalem ise Temsil Ağırlama ve Seyahat Giderleri. Bu hesap yönetimin, yönetimin misafirlerinin ağırlanma ve takım bütçesinden yaptığı seyahatlerin tutulduğu hesap. Bu hesabın neden bu kadar olduğunu ve içeriğini sormak için 23.01.2011 tarihinde Trabzonspor Mali İşler Koordinatörü Coşkun Karaoğluna bir mail gönderdim. Yaklaşık 2 saat sonra Coşkun bey gayet kaçamak bir cevap ile bu giderin şirket birlşemesinden dolayı arttığını belirtti. Ancak can alıcı kısım bu giderin artmış olmasından ziyade 4,6 milyon TL’nin kimlerle ne şekilde harcandığı.

Döviz piyasasındaki dalganmanın ve finansal giderlerin en az etkilediği takım Fenerbahçe ile Trabzonspor. Fenerbahçe, finansal işlemler ve kur farkı olarak 475bin TL kar yazarken Trabzonspor bu kalem için 2 milyon TL gider yazdı Beşiktaş ve Galatasaray için ise durum oldukça sıkıntılı iki takımın kur farkı ve faiz gideri 35’er milyon TL.

Sezonun ilk 6 ayı her ne kadar Trabzonspor için verimli olsa da borçlar bakımından ilk 6 ayın bilançocu 27,6 milyon TL ek kredi. Sezon başında 35,7 milyon TL olan krediler sezon ortasında 63,4 milyon TL’ye çıkarak %77,26 oranında arttı.


Trabzonspor’un 1 yıl içinde ödemesi gereken kredi tutarı 53 milyon TL. Peki bir takım kar ederken neden kredi kullanır? Özellikle dönemsellik ilkesi gereği henüz parası tahsil edilmemiş bile olsa bazı gelirler gerçekleştikleri döneme kaydedilir ve para beklenmeye başlanır. Bu bekleme sırasında günlük nakit ihtiyacını karşılamak için takımların kredi kullanması olağandır.

Örneğin futbolcu satışından dolayı Trabzonspor’un tahsil edilmeyi bekleyen 16 milyon TL parası var. Bu paranın 4 milyon TL’lik kısmı Toulouse’dan, 6,1 milyon TL’lik kısmı Al Ahli Sports’dan, 2,2 milyon TL’si ise Galatasaray’dan beklenen paralar.


Trabzonspor için Şampiyonlar Ligi derin bir nefes alma fırsatı verdi ekonomik olarak. Bu sezon Türkiye Liglerinin en pahalı 3. Transferi Mierzejewski ve Zokora olarak kayıtlara geçti. Aynı zamanda Mierzejewski Polonya tarihinin de en pahalı oyuncusu oldu 5 milyon Avro ile. Zokora ve Henrique için ödenen toplam tutar da 9 milyon Avro civarında. Ve bu transferler Trabzonspor’un şampiyonlar ligine gideceği belli olmadan yapılmış transferler.

Trabzonspor şu anda borsaya açık kulüpler içinde mali olarak en rahat kulüp durumunda. Finansal Fair Play’in en can alıcı kurallarından biri olan futbolcu maaşları gelirin %70’ini geçemez maddesi açısından da Fenerbahçe ile birlikte en rahat kulüp. En ancak net sonucu görmek için sezon sonu mali tabloları görmek en sağlıklısı.

Son olarak bilançolara kısaca göz atacak olursak bilançolara göre en varlıklı takımın Trabzon spor olduğu göze çarpıyor. Toplam borçlarda ise en az borçu olan 2. kulüp olarak göze çarpıyor.

Trabzonspor’un bu güçlü mali yapısını sürdürmesi için hem takıma hem de taraftarına büyük iş düşüyor. Bu sezon da şampiyonlar ligine katılan bir Trabzonspor’un ekonomik olarak rakipleri ile farkı açabilecek olması oldukça muhtemel. Aynı zamanada sadece yayın gelirlerine bağlı kalmadan ticari gelirleri artırmak oldukça akılcı bir iş olacaktır.

*Hayatım Futbol Dergisinde yayınlanmıştır.

23 Ocak 2012 Pazartesi

Daha Adaletli Bir Naklen Yayın Dağılımı Mümkün mü?

Şike sürecinde tüm kulüplerin derdinin futbolu temizlemekten ziyade naklen yayın gelirlerinden mahrum kalmamak olduğu ortaya çıktı.

Geçtiğimiz sezon 321mioUSD gibi abuk, uçuk, abartılı, ne derseniz deyin, o sıfatta bir parayı Digitürk, Türk futbolunun hizmetine(!) sundu. Bu hizmetin karşılığında ipleri eline alması da kaçınılmazdı ama bir an için ligimizin bu kadar ettiğini var sayalım.

Geçtiğimiz gün oynanan "Buzda Dansta" Galatasaray ve Eskişehir yenişemedi. Jüri üyesi Cünety Çakır'ın Hakan Balta'nın elinden seken topu tolere etmesi maçı başladığı gibi bitirdi.

Futbola bu kadar para yatıran ve bunun geri dönüşünü bekleyen Digitürk için kolay olan "kimse düşmesin" demek ancak, bu kadar paranın döndüğü bir sistemde izleyiciyi de birilerinin düşünmesi gerekli.

Bizler izleyici olarak paralarını alamadığı için kulübünü terk oyuncular yüzünden dengesi bozulmuş bir lig istemiyoruz.

Bizler tarladan hallice, televizyondan gördüğümüzde tiksinti uyandıran sahalar görmek istemiyoruz.

Bizler sidik kolan tuvaletlerde bulduğumuz en uygun yere ihtiyacımızı gidermek istemiyoruz.

Bunların önüne geçmek çok da zor olmasa gerek. Her şeye komite kurmak konusunda sınır tanımayan bizler için bir stad yeterlilik komiyesi kurmak olmayacak iş değil. Bu komisyona spor sağlığı uzmanları, yayıncı kuruluştan kişiler gibi işinin ehli insanlar alınırak bir stadda insan gibi maç izlemenin asgari kriterleri yerine getirilebilir.

Ayrıca bu kriterler zorunlu tutulmalı.

Lig bu sezon geçtiğimiz sezonki gibi bir tablo ile biterse hangi takım ne kadar para kazanacak aşağıdaki tabloda var. Ligin en az kazanan takımı bile 10mio$ para kazanıyor.Stad Denetleme Kurulu, lattan ısıtma, tribünlerde ısıtma, otopark gibi kriterleri belirler ve bu kriterler yerine gelmezse kulübün yayın gelirine tedbir koyar ve kendi yaptırır.

Ayrıca bu naklen yayın geliri dağılımında her takımın alacağının %5'lik kısmı Federasyon tarafından bloke edilip futbolcu ve teknik heyete ödemeler tam olarak yapıldığında bloke kaldıralabilir, böylece futbolcuların parasını alamama gibi bir durumu olmaz.

Ayrıca Xamax küme düşülmüşken, aynı durumdaki Ankaragücü'nün küme düşülmemesi de bir başka soru işareti. Türk futbolunun marka değeri ödenmeyen futbolcu ücretlerinden, ıslak forma ile çıkılan 2. yarılardan çok daha yüksektir.

Mevcut yayın geliri dağıtımında şampiyonluk payı %11 olarak belirlenmiş. 35mio$ oynanmış sezonlara bölünüyor ve kulüpler şampiyon oldukları sezon başına 642bin$ alıyor. Ancak amaç sportif rekabeti artırmaksa bu şampiyonluk payı %6 ya çekilip, geri kalan %5 son 5 ya da 10 sezonda ilk 2 ye giren takımlara paylaştırılabilir. Böylelikle hem milattan önce gelen başarılar da ödüllendirilmiş olur hem de son yıllardaki başarının da bir ödülü başarı sahibine verilmiş olur.

Yine ligi daha çekici kılmak için sezon sonunda en çok gol atan takıma %1 oranında bonus verilebilir.

Daha benim aklıma gelmeyen pek çok şey vardır muhakkak. Futbolun sadece "dekoder" alıp, o geliri size bırakarak kurtulmayacağı kesin. Belki sesimizi duyan birileri çıkar.

18 Ocak 2012 Çarşamba

Beşiktaş'ın Yeni Stadı

Serdar Sarıdağ'ı tanımamak benim ayıbım. Ancak bu gün yaptığı haber de onun ayıbı.


Milliyet gazetesi Beşiktaşlılara yeni stadın muştusunu vermiş. Altında da Başbakan ve bakanların beğendiğinden dem vurulmuş.

Öncelikle kulüplere stad yapma modasından acilen vazgeçmek gerekiyor. Toki'nin şehiriçinde en değerli arizelere yapılmış şehir stadlarına el koyma projesidir bu. Ancak durumun bir de kulüp tarafı var ki bu daha vahim. Şu anda kaç kulübün stadı kendisine ait?

Her başı sıkıştığında Ankara çıkartması yapan kulüplerin devletin vergiyi affetmesini istemesi modası, yerini stad istemeye bıraktı. "Arena" parantezinde birleştirebileceğim bu stad olayında ortaya konanlar tamamen danışıklı dövüş.

Öncelikle beşiktaş yönetiminin böylesi ağır bir borç baskısındayken bu stadı yapabileceğine inanmak en basit tabirle saflık. Bir de stadın yapılış şekli var. Eğer stad yıkılıp yeniden yapılacaksa tarihi eserler ortaya çıkcak ve olay Yenikapıdaki Marmaray mevzusuna dönecek. Bilet geliri kadar önemli önemli olan otopark gelirleri için yapılması gereken stad altı otopark bu sebeple yapılamayacak.

Haberde altı çizilmesi gereken konulardan biri de boyutları ve ölçeleri aynı şekilde stadın kapasitesnin ne şekilde 13bin kişi artırılacağı. Kombine ve bilet satışlarından kişilerin kapladığı yere bakılamayacağına göre ya zemin biraz daha indirilecek -ki bu sakıncalı- ya da tribünler dikleştirilecek, bu da mimar ve mihandislerin ama akustiği gözetmek gerekli.

Zurnanın zırt dediği yer staddan beklenen gelir kısmında. Bu stadtan gelir beklentisi 84mio TL olarak açıklanmış. Umalım ki bu gelir gerçek olsun ancak pek çok açıdan bu mümkün görünmüyor.

Stad için borçlanacak yönetim borcu bir an önce kapatmak için stad üzerindeki kullanım bedellerini artıracak. Bu bedeller artınca satış düşecek. Satış düşünce taraftarı stadı çekmek için yıldız transferi yapılacak. Borç artacak. Borcu kapatmak için fiyatlar yükselecek, Fiyatlar yükselince taraftar gelmeyecek. vs.vs.vs.

Bir de şu soruyu sormak lazım. Stadı devlet mi yapacak yoksa Beşiktaş mı?

16 Ocak 2012 Pazartesi

Teknik İflas ve Beşiktaş

Öncelikle işle aşkı karıştırmamaya özen gösteren benim için dönüm noktası Noat Samisa'ın ısrarla Beşiktaş yaz demesiydi. İşim ile aşkım Beşiktaş'ı bir şekilde karıştırınca bu alanda ne tür oyunlar döndüğünü gördükçe ve benden çok daha tecrübeli üstadların bu denetim, yeniden değerleme raporlarına ses çıkartmamasına bir tepki olarak kendimi burada buldum.

1+1'in sonucunu kendine göre ayarlayan işbilirlerin eline bırakmış kulüplerin hızla uçuruma sürüklenmesi bir futbol severin içini acıtmaması imkansız.

Geçtiğimiz günlerde kulüplerin (-) özsermaye ile nasıl ayakta kaldığını araştırırken KAP'a yapılan bir kaç bildirime rastladım. Bu bildirimlerin dayanağı TTK 324. madde.

"Madde 324 - Son yıllık bilançodan esas sermayenin yarısının karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, idare meclisi derhal toplanarak durumu umumi heyete bildirir.

Şirketin aciz halinde bulunduğu şüphesini uyandıran emareler mevcutsa idare meclisi aktiflerin satış fiyatları esas olmak üzere bir ara bilançosu tanzim eder. Esas sermayenin üçte ikisi karşılıksız kaldığı takdirde, umumi heyet bu sermayenin tamamlanmasına veya kalan üçte bir sermaye ile iktifaya karar vermediği takdirde şirket feshedilmiş sayılır. Şirketin aktifleri şirket alacaklarının alacaklarını karşılamaya yetmediği takdirde idare meclisi bu durumu derhal mahkemeye bildirmeye mecburdur. Mahkeme bu takdirde şirketin iflasına hükmeder.

Şu kadar ki; şirket durumunun ıslahı mümkün görülüyorsa idare meclisi veya bir alacaklının talebi üzerine mahkeme iflas kararını tehir edebilir. Bu halde mahkeme, envanter tanzimi veya bir yediemin tayini gibi şirket mallarının muhafazası için lüzumlu tedbirleri alır."
Bu maddenin Türkçesi ise mevcut varlıklarınızın hepsini sattığınız durumda elinize geçen para borçlarınızı karşılamıyorsa batmışssınız demektir. Sermayenizin yarısı zarardan dolayı erimiş ve elinizdeki sattığınızda borcunuz ödeyemeceğiniz anlaşıldığında yönetim kurulu durumu bir an önce genel kurula bildirmek zorunda.

Şirketin batık olduğunu kanısı ortaya çıkarsa yönetim kurulu aktiflerini yeniden değerleyerek bir bilanço oluşturmak zorunda. Futbol kulüpleri için bu şu demek bedavaya aldığınız bir oyuncuyu net defter değeri "sıfır" olarak kaydedersiniz. Ancak bu futbolcuyu satma opsiyonu sözleşme süresi boyunca sizde olduğu için o futbolcunun kulüp için bir ekonomik değeri vardır. Bunun eklenmesi ile eğer aktifleriniz öz sermayenizden fazla olursa borç ödenebilir görünmektedir.

Şimdi isterseniz Beşiktaş için verilmiş son değerleme raporununa göz atalım. Değerlemede aktifler iki bölümde incelenir. Biri gelirlerden doğan haklardır ve hesaplanması olasıdır. Örneğin yayın gelirlerinden kulüplerin geliri aşağı yukarı hesaplanabilir. Şampiyonluk payı, vs. vs.

Bir diğer değerleme unsuru oyunculardır. Benim de Beşiktaş'ın son raporuna itirazım burada başlıyor. Bu değerlemede 9 unsur göz önünde tutuluyor.
  1. Oyuncunun yaşı,
  2. Oyuncunun maaşı,
  3. Oyuncunun mevkiisi,
  4. Oyuncunun şimdiki formu ve beklentiler,
  5. Oyuncunun uluslararası kariyeri,
  6. Oyuncunun yeteneği ve gelişimi,
  7. Milliyeti,
  8. Ödenen Transfer Ücreti,
  9. Sözleşme Süresi,

Burada itiraz ettiğim 2 madde var. Oyuncunun maaşı onun değerini belirleme açısından fazla önemli değildir. Hatta yüksek maaşlı oyuncuların elden çıkarılması daha zordur. Futbolcu aldığı maaştan vazgeçmek istemez, oyuncuyu isteyen kulüpler sizin verdiğiniz kadar para vermek istemez gibi pek çok unsur oyuncunun takımdan ayrılmasını zorlaştırır.

Bir diğer şerh düştüğüm madde ise "Oyuncunun yeteneği ve gelişimi". Kime göre yetenek, kime göre gelişim bunun kriteri raporda açıkça verilmiyor.

Peki bu değerleme işleminde futbolculara değer biçenler kimler bu çok önemli.

Beşiktaş'ın yeniden değerleme raporu 9 kişiye yaptırılmış.

Batur Altıparmak - TFF #0026 Lisanslı Menajer

Şükrü Gürsoy - Norveç FF Lisanslı Menajer

Erdil Arpacı - TFF #0093 Lisanslı Menajer

Hikmet Dağcı - İsviçre FF Lisanslı Menajer

Ceylan Çalışkan - TFF #0003 Lisanslı Menajer

Ahmet Bulut - TFF #0014 Lisanslı Menajer

Yemen Ekşioğlu - TFF İstanbul İl Temsilcisi

Erdal Batmaz - Şekerbank Yön.Kur.Üyesi

Ahmet Kılıçoğlu - Denizbank Yön.Kur.Üyesi


Bu 9 kişinin hazırladığı rapor doğrultusunda geçtiğimiz sezon kadroda bulunan oyuncuların değeri 80,51mio€ olarak belirlenmiş.Ancak raporun "Kaynaklar" kısmı incelendiğinde "Transfermarkt GmbH & Co. KG web sayfasi, www.transfermarkt.de" yazısını görüyorsunuz. Fotomaç efekti ülkenin önemli Denetim firmalarından birine de tesir etmiş ve bu siteden alınan bilgilerle hazırlanan rapor bir şirketin geleceğinde rol oynuyor.

Raporun sonuç kısmında özetle;net defter değeri 52.985.457 TL olan maddi olmayan duran varlıkların (futbolcu değerleri ve haklar) değerleme sonrası 413.914.543 TL'ye çıktığı ve bu durumda şirket özvarlığının POZİTİF (413.914.543 - 154.597.621) = 259.316.922 TL olduğu belirlenmiş. Bu durumda TTK 324'e göre herhangi bir işlem yapmak gerekmiyor.

Aşağıdaki listede değerleme sonrası Beşiktaş'ın en değerli 10 futbolcusu bulunmakta. Sizce bu futbolculardan kaç tanesi bu tutara satılabilir?

Tabi konuyu açıklamak gerekli örneğin bedavaya gelen Guti için net defter değeri "sıfır"dır ve bu değerleme ile o değer 3,2mio€'ya çıkmıştır ve aradaki olumlu fark özkaynaklara eklenmiş. Guti bedava takımdan ayrılınca da o tutar Özsermayeye (-) yazıyor. Yani bu rapor her türlü spekülasyona açık.

Örneğin İbrahim Toroman'a biçilen değer 4,8mio€, takımdan 1,15mio€'ya zar zor gönderilen Tabata'ya biçilen değer 3,25mio€.

Aşağıdaki tabloda ise takımdan ayrılan futbolcular ve bu futbolculara biçilen değer var. Geçtiğimiz sezon sadece Tabata'dan para alan Beşiktaş için aşağıdaki tabloya oldukça iç karartıcı.

Yukarıdaki tabloya göre geçtiğimiz sezon takımdan ayrılan futbolcuların bedeli 17,6mio€. eğer bu futbolcuların ederi gerçekten "sıfır" TL ise yukarıda bu adlarını verdiğimiz ve bu futbolculara değer biçen menajerler büyük yanılgıda ya da Beşiktaş yönetimi kulübü bile bile, bu denetçi raporunda açıklanan rakama rağmen zarara uğratmış.

Aslında söylenecek çok şey var tabi. Aynı raporun Fenerbahçe versiyonunda futbolculara tek bir değer değil senaryolar göre değer belirlenmiş. Örneğin Andre Santos'a 1. senaryo için 7,5mio€, 2. senaryo için 3,5mio€ değer biçilmiş. Ancak Fenerbahçe'nin özkaynakları (-) olmadığı için bu değerleme onları iflastan kurtarmıyor, o yüzden daha gerçekçi, ihtiyaca göre değil realiteye göre bir rapor hazırlanmış.

Benim bu değerlemenin Beşiktaş tarafı ile ilgili bir tezim var doğrulayacak. Sanırım menajerler bu futbolcuları değerlerken "Beşiktaş bu oyuncuları kaç liradan elden çıkarabilir" den ziyade "Beşiktaş bu oyuncuları kaç liradan alır" diye düşünmüş olacak ki rakamlar bu derece şişkin ve yüksek.

Felaket geliyorum diyor ama kimsenin umrunda değil. Hadi hayırlısı.