7 Ocak 2012 Cumartesi

Bir Güzel Adam : Carvalhal

Sevinmek için sevmedik ama hep sevindik gol attıkça. Artık sen sevin diye gol atsın istiyorum Beşiktaş.

Sessiz sedasız başka şehre tayini çıkmış memur gibi geldi İstanbula. Kiracıydı, o da biliyordu. Ev alacak parası yoktu. Ama çok çalıştı, doğruları yanlışları tartışılır ama önce insandı. Sonra kira ödediği evi satın alan adam gibiydi Carvalhal.

Bir gün gitse bile Beşiktaşlıların gönlünün tapusunu aldı. Sevinmenin en doğal halini belki de en önemsiz golde bile gösterebilen saydam bir adam Portekizli.

Beşiktaş atsın sen sevin, bizim yerimize de sevin. Çünkü bizden daha içten ve güzel seviniyorsun.

Footcast #7: Finansal Fair Play 101

Uğur Karakullukçu ile bu Footcast'te Finansal Fair Play'in ana hatlarını konuştuk. Şike davası ile herkes nasıl hukukçu olduysa Finansal Fair Play de ülkemize pek çok muhasebeci kazandıracak gibi.

Keyifli seyirler.


6 Ocak 2012 Cuma

Footcast #6: Galatasaray Altyapısının Yükselişi

5 Ocak 2012 Perşembe

Footcast #5: Hector Cuper, Bruno & Orduspor




Yeni Footcast'te Orduspor'un STSL'deki durumu, Hector Cuper'in takımın başına geçmesi ve eski futbolcuları Bruno'yu tekrar kadroya katmaları üzerine keyifli bir söyleşi. Bu hafta mekan değiştirdik. Çekimi farklı bir yerde gerçekleştirdik. Keyifle izlemeniz dileği ile.

4 Ocak 2012 Çarşamba

Mali El Classico. Barcelona ve Real Madrid'in Finansal Analizi

Futbolun kusursuzluğu üstüne bir resim istense Abidin'den çizelecekleri az çok bellidir. Tüm zamanların lafı belki iddalı olabilir ama benim zamanımın en organize ve kökleri sağlam takımı Barcelona. Ve yine bulunluğu ligi Barcelona ile birlikte çekilen kılan Real Madrid'in sportif başarısı Barça'nın gerisinde kalsada ekonomik anlamdaki öndeliği gelecek için sportif farkın kapanbileceği umudunu vaadediyor.

İki kulübü gelirleri açısından incelediğimizde aslında farkın da buradan kaynaklandığı görüyoruz. Real Madrid geçtiğimiz sezon ezeli rakibi, ebedi dostu(!) Barcelona'dan 35,8 daha fazla gelir etti. Maç günü gelirlerinde 44mio€, yayın gelirlerinde ise Barcelona'dan 2,5mio€ fazla kazanan Real Madrid, lisanslı ürün satışlarında ise Barca'nın 11mio€ gerisinde kaldı.

Ticari gelirlerde Barcelona'nın öne çıkmasının en büyük sebebi ise son 10 yılda 1milyon kişinin altına düşmeyen müze ve stad ziyaretçileri. Geçtiğimiz sezon Barcelona müze ve stad ziyaretçilerinden 30milyon € kazandı. Müzenin yıl yıl ziyaretçi sayılarını aşağıdaki grafikte görebilirsiniz.
Sıcak bir temmuz günü metrodan inip Camp Nou'ya doğru yürümeye başladığımda sanki bir maç günü gibi geldi bana. Farklı milletlerden 100lerce kişi stada doğru yürüyordu. Stada doğru giderken irili ufaklı seyyar satıcılar da Barça formaları satıyorlardı. Ve işin ilginç tarafı bu ürünler de aslında Barcelona'nın lisanslı ürünü ve düşük gelir grubu için üretilmiş. Bugün bir Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe ya da Trabzonspor forması almak isterseniz size tek bi fiyat öneriyorlar ancak Barça bu fiyatı veremeyecek taraftarları için de düşük maliyetli formalar üretmiş. Sadece müze bile başlı başına bir yazı konusu.

Giderleri incelemeye başlamadan önce Sporting Intelligence'ın 2010 yılı sporcu maaş araştırmasına bir atıf yapmak gerekiyor. Bu araştırmaya göre dünya üzerinde sporcularına yıllık en fazla para ödeyen takım Barcelona. Bir futbolcusuna yıllık ortalama 7,9mio$ ödeyen Barcelona'yı, 7,35mio$ ile Real Madrid izliyor. 3. sırada ise farklı bir kitadan takım var. MLB'de mücadele eden New York Yankees beyzbolcuları yllık ortalama 6,7mio$ kazanıyor.

Geçtiğimiz sezon Barcelona kasasından futbolcu ve teknik heyet için çıkan para 206mio€ olurken Real Madrid aynı dönemde 216mio€ ödeme yaptı. Aradaki 10mio€ farkın Mourinho etkisi olması çok yüksek. Belki de en çarpıcı örnek Angel Di Maria'nın garanti parasının 1,8mio€ iken Barış Özbek'in 1.1mio€ alması.

Stad bakımı, diğer personel ücretleri, ulaşım vs. tüm giderler toplandığında Real Madrid'in işi daha iyi götürdüğü belli oluyor.

Amortisman Giderinin Real Madrid cephesinde yüksek olması ise olası bir durum. Çünkü Real Madrid'in ödediği bonservis bedeli Barcelona'ya göre çok daha fazla. Bu durum da Real Madrid'in futbolcular için ayırdığı yıpranma payının daha fazla olmasını açıklıyor.

Son ise finansman gelir/giderleri. Ülkemizde büyük çoğunluğunu kur riskinin oluşturduğu finansman giderleri Avrupa'da daha çok faiz gelir ve gideri olarak kendini gösteriyor.

İki kulübün de finansman giderleri arasında 2mio€ gibi bir fark ancak elindeki parayı daha iyi kullanan görüldüğü gibi Real Madrid. Faiz gelirleri arasında 8,42mio€.

Barcelona'nın borç batağında olduğu uzun süredir dillendiriliyordu. Kulübün 207mio€ banka kredisinin 50mio€'su bu sezon vadeli. Ayrıca bonservis borçları ile birlikte bankalara dışında diğer tedarikçilere ve kulüplere 265mio€ borcu bulunuyor Barcelona'nın.

La Masia'dan yeşeren özkaynak düzeni ile yeşil sahalarda rakiplerini perişan eden Barcelona'nın finansal özkaynakları şu anda -68mio€. Bu da Finansal Fair Play için sıkıntı. Ancak bir futbolcu satışı ile kapatılabilecek bir pürüz bu. Fazla büyütmemek gerek.

Barcelona geçtiğimiz kazandığı kupa sayısı ile Real Madrid'i ezmesine karşın Real Madrid sezonu 46,8mio€ kar ile kapatırken Barcelona 10mio€ zarar etti. Son tablo aşağıda.


Futbol öyle bir endüstri ki ekonomik sistemin tüm handikaplarını iliklerine kadar özümsemiş. Barcelona gibi köklü bir geleneğin öncüsü olan, saha da geçtiğimiz sezon Real Madrid'e kazanacak kupa bırakmayan takımlar bile zarar edebiliyorlar. Spor kulüplerinin çizgileri ile Futbol AŞ'lerin sınırını iyi çizmek gerekiyor.

Ancak bu mali tablo önümüzdeki sezonlarda Real Madrid'in Barça'nın jenarasyonun kaybından yararlanıp tahtı ele geçirebileceğinin ip uçlarını veriyor.